üniversiteye gelen bakanı protesto eden ahmak

her ne kadar çok daha ağırlarını hak etse de “ahmak” sıfatını tercih etmemdeki sebep, hem daha yumuşağını bulamadım hem de toplum olarak sağduyuya ihtiyaç olunan bir dönemde olduğumuzdan duyarlı olmak istedim.

devlet bakanı ve başbakan yardımcı cemil çiçek’in ankara üniversitesi’nde uğradığı hakarete izlediniz mi?

ne düşünüyorsunuz peki?

adını sanını bırakın bi tarafa bu ülkenin devlet bakanı-başbakan yardımcısı konuşmak için bir üniversite gidiyor. konuşmaya başlamadan bir öğrenci ayağa kalkıp “ben burada sayın başbakan yardımcısı konuşmadan önce bir şeyler söylemek istiyorum” diyerek “bu ülkede elektriğe, suya, her türlü tüketim maddesine… bik bik” bir şeyler daha söylüyor. tamam, buraya kadar bir şey yok. protesto. en doğal hakkı falan filan… peki ya sonrası?


cemil çiçek sükunetle konuşulanları dinliyor, bitene kadar bekliyor ve “''çok teşekkür ediyorum bu alkışlar demokrasi adınaysa, siz hakkınızı kullandınız, müsaade ederseniz ben de konuşma hakkımı kullanayım'' diyerek söze başlamak istiyor, ama başlayamıyor.

sadece bu örnek bile solculuğun ve solcuların nasıl bi yapıda olduğunu göstermeye yetiyor. fazlasına gerek yok. demokrasi, insan hakları, v.s diye ne kadar klişe varsa hepsini zırvalayan bu adamlar, bu ülkenin devlet bakanını-başbakan yardımsını diledikleri gibi protesto edebiliyor, bu hak onlara veriliyor, fakat kendileri protesto ettikleri kişiyi dinlenme nezaketi bile gösteremiyor.

solculuğun özeti bu işte… dengesiz bi öfke, tahammülsüzlük, saygısızlık, her şeyi ben bilirim tavrı…

ilk protestocu ayağa kalkıp konuştuktan sonra ne oluyor biliyor musunuz? cemil çiçek konuşamadan başka biri kalkıyor, sonra başka biri, sonra başkası… ve anlıyorsunuz ki, amaçları fikirlerini söylemek filan değil, kendi şovlarını yapmak… akşam devrimci arkadaşlarına “bak bakanı nasıl azarladım” diyebilmek.

düşünebiliyor musunuz, tek amacı “var ya bi ayağa kalktım, bi konuştum, bizim tayfa da devam ettirdi sonra, bakanın yüzünü görecektin mosmor oldu” diyebilmeyi marifet sayan adamlar, halkın hakkını savunduğuna iddia ederek halkın peşlerinden gelmesini bekliyor. hangi adamlar? bu adamlar? iki lafı bi araya getiremeyen tavuk hırsızları.

devlet bakanı ve başbakan yardımcısına başka ne dediler peki? “sen buraya ne yüzle geliyorsun. utanmıyor musun buraya gelmeye. git bilmem kimin yanına v.s” bi isim söylediler ama hatırlamıyorum, var bu adamlarda bir sürü isim, sürekli onların hesaplarını soruyorlar… neyse…

beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, bu ülkede demokrasi varsa ve o demokrasi cemil çiçek’i devlet bakanı ve başbakan olarak karşımıza çıkarıyorsa, o ağzınızdan sürekli düşmeyen “demokrasi” kavramını ağzınıza atıp yutkunacaksınız. orada “senli benli” konuşup kovduğunuz insan cemil çiçek değil, türkiye cumhuriyetinin bakanı ve başbakanı… ama tabii sizin için bu sıfatların bi manası yok. türkiye cumhuriyeti dediğin nedir ki değil mi? başındakileri sizin kadar zeki olmayan halkın seçtiği bir ülke...

heyyyy akıllı, zeka küpü solcular; neyi başarabildiğiniz peki bu hayatta? elinizdekileri göstersenize bize? neyi becerebildiğiniz bugüne kadar? hiç bi şeyden anlamayan, salak, cahil, odunun teki olan samim amca hiç değilse evine ekmek götürebiliyor. sizin ise leş kokan kıyafetiniz ve yağlı saçlarınızla herkese ve her şeye bela okumak dışında bi kabiliyetiniz yok. heee bi de sizin üniversitenize, evinize gelen allah’ın misafirine hakaret etmeyi, kovmayı da iyi biliyorsunuz, ki bu da herhalde sadece solculara özgü bi şey.

ele avuca sığmayan bu ülkenin geleceğini kurtaracak solcular, hadi bakalım, sırada yıkıp dökülecek çok dükkan, aşağılanacak çok bakan var, durmak yok yoldaşlarım…

kayser sozer-itü sözlük
ayakta sıçmak

11-12 yaşlarındayım. tam 1 hafta olmuş ve sıçamışım. sürekli yeni bir umut yeni bir heyecanla tuvalete gidiyorum ama ne yaparsam yapayım ne kadar ıkınırsam ıkınayım sonuç alamıyorum. en sonunda dayanamayıp ebeveynlerime durumu açıkladım. olgunlukla karşıladılar. babam tarzından ödün vermeyip 'sebze yemezsen böyle kabız olursun tabi' şeklinde hemen günün anlam ve önemini belirten nasihatını patlattı. annem babamı onaylayıp 'tamam yarın doktora gideriz' diye ekledi.

doktora gittiğimizde ben kenarda mahçup mahçup otururken bir yandan da annem doktor hanıma sıkıntımı izah ediyordu. doktor 'hımm' tarzı bir tepki verip 'geç canım şu sedyeye otur' dedi. uslu çocuk olup dediğini yaptım. yan taraftan eline eldiveni geçirip bana 'indir oğlum pantolonunu' dediği anda beynimden vurulmuşa döndüm. oha ulan noluyoruz; gerekirse kabızlıktan öleyim. hadi hafifletici sebep var; doktor bayan desen parmağın cinsiyeti mi olur anasını satayım. kısacık ömrüm film şeridi gibi gözümün önünden geçti. birdenbire toparlanıp tedaviyi reddettiğimi doktora söyledim. kemoterapi dese neden olmasın ama homofobik bir insan olmam, eldiven takmış birinden gelecek tedaviyi kabul etmemi engelliyordu. 'ben eve gidip delikanlı gibi sıçarım' dedim içimden ve annemle hastaneden ayrıldık.

ertesi gün tv izlerken ani bir vurgun yedim. diğerleri gibi değildi. doğum sancısı gibi bişeydi. tuvalete doğru koşmaya başladım. kapısını açmamla altıma sıçmaya başlamam bir oldu. yarıda kesebilirdim ama 'ne gerek var' diye düşünüp fütursuzca devam ettim. olay sona erdiğinde kendimi kuş kadar hafif ve özgür hissettim. başardım ulan diye haykırasım geldi. koşup annemle sevincimi paylaştığımda ise 'gel kıçını yıkayalım' dedi bana. ne bir tebrik ne bir takdir. çok üzüldüm.

sonuç itibariyle şunu söyleyebilirim. 25 yıldır oturarak veya çömelerek neyse artık büyük abdestimi icra ediyorum her insan gibi. ama hiçbiri o küçükken ayakta yaptığım kadar haz vermedi.

ben wade-uludağ sözlük
bir sürüngen olarak mesajına cevap bekleyen insan

mesajı yaz:
"bebegim film bitti cok guzeldi. simdi sigara icmeye balkona ciktim sen napiyorsun"

gönder...gönderildi.

cevap beklemeye basla...tik tak...tik tak...

5. dakika:
"ohh be ne güzel birşey hayat, süpersonik filmimi izlemişim, güzel kız arkadaşım var. ne kadar tatlı hem, böyle bir kız yok hocu şu dünya üzerinde, tek geçerim, canım benim. çok seviyorum ben onu ki, canım o ne yapıyor acaba, tüm şirinliği ve de tatlılığıyla."

20. dakika:
"canım ya duşta herhalde, tuvalette değildir, zaten zıçan biri değil, belki işiyor olabilir, ama o da bu kadar uzun sürmez, ya da belki işte yemek yiyordur, mutfaktadır, telefonu odasında unutmuştur, unutkan şaşkın şirinem benim. böyle mal gibi balkonda beklemesem mi, sıkıldım yahu, ama dur cevap gelsin, ona da cevap verir öyle başlarım birşeyler yapmaya. atar zaten birazdan."

40. dakika:
"benim bitanem uyuyakalmış herhalde, ama bu saatte uyku mu olur, yok yok uyumuştur, çok yoruldu tabi bugün, kıyamam ben ona, lan yoksa o kıyıyor mudur bana, bir dakika yahu, neden cevap atmıyor bu şimdi, hayır 24 saat telefonu elinde gezen kız, bir ben mi mesaj atınca görmüyor, hayır güzel birşey de değil zaten, şirin de değil, ne yapıyor bu şimdi yahu, hocu ararım ben bunu."

telefon et:
çal .. çal .. çal .. çal .. çal .. çal .. çal .. uzun uzun çal .. açıl!

+ efendim*
- bebeğim benim, napıyorsun?
+ uyuyordum şeker sen uyandırdın.
- kusura bakma canım ya bilsem aramazdım.
+ ...
- kapatayım ben şimdi, bölünmesin uykun.
+ tamam bebiş

45. dakika:
"uyuyormuş işte kız, ne hayvanım hocu ben, yani saçma sapan paranoyaklıklar birşeyler, hem ne kadar tatlı uyuyodur şimdi, canım ya, çok büyük ayıp ettim, bir çiçek falan alayım ben yarın, uyandırdık kızı, ne bu telefon bağımlılığı yahu, yakışıyor mu sana, kız cevap vermemiş mesaja alt tarafı."

telefon çal:

hemen aç.

+ experimental!
- efendim canım..
+ sen bana mesaj mı attın?
- evet canım, mesaj attım.
+ madem cevap atmıyorum, neden arıyorsun?
- ...*
+ anlamadın mı uyuduğumu?
- ...*
+ hayır yani anlamıyorum, uyandırıyorsun beni, cevap atmadıysam bil ki uygun değilim, ne bu aramak falan!!
- ...*
+ bir şey söyle, delirtme beni!
- nolur beni terketme bebeğim, nolur bak valla bir daha olmayacak.
+ ...
- sen hiç mesaj atmasan da olur, hem bak çok seviyorum ben seni, aşkım...
- offf arama bir daha beni.

telefon yüzüne kapan.

ağla.

sürünerek uzaklaş.

-perde-

radioheadit: creep sadece nutella'yla kahvaltıda güzeldir hocu, krep miydi yoksa o, aşkım o neydi, aşkımmm, üüüüüüüüüü...

experimental-uludağ sözlük
sözlükten siktir olup gidiyorum

son sözümdür.

sözlükten siktir olup gidiyorum. madem sözlük yönetimi hala yazarlarını adam yerine koymayıp konu ile ilgili aradan 20 gün geçmesine rağmen bir açıklama yapmıyor, sözlükten siktir olup gidiyorum.

madem burada beğenmediğim bir durumdan bahsedersem hiç yazmamam isteniyor, siktir olup gidiyorum.

madem telif konusunda yazarlara haklarıyla ilgili 10 yıldır sürdürülen açıklama gereksizliği sürdürülecek, siktir olup gidiyorum.

madem "ya sev ya terk et" mantığı beğenmesem de internette gayet geçerli, siktir olup gidiyorum.

madem amatör ruh kaybolacak diye telif ücreti ödenmiyor, siktir olup gidiyorum.

madem gözümü para bürüdüğü iddia ediliyor, siktir olup gidiyorum.

madem telifi önce facebook, myspace, youtube gibi üyesi olduğum diğer sitelerden aldıktan sonra konuşmam gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem telif istemek umutsuzca verilen bir beyan, siktir olup gidiyorum.

madem kağıda basılan yazıların yanında benim burda yazdıklarım telif ödenmeye değer bulunmuyor, siktir olup gidiyorum.

madem sadece yazma imkanı verildi diye yazılarım üzerindeki haklarımı belirsizliğe mahkum ediliyor, siktir olup gidiyorum.

madem burda olma amacım sadece popülarite kazanmak, siktir olup gidiyorum.

madem teliflerin ödenmesi için ülkemizdeki internet kültürünün gelişmesini beklemem gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücretlerinin yazarlara asla adil şekilde dağıtılamayacağı gerekçesiyle "hiç" dağıtılmaması tercih ediliyor, siktir olup gidiyorum.

madem yazılarıma telif ödenmemesinin nedeni yazılarımın değersiz olması, siktir olup gidiyorum.

madem sözlüğün telif ödememesi normal görülüyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlük üyelik için benden para istemiyor diye susmam gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlük kitap, orman kampanyaları yaparken benim telif ücreti istemem beni vicdansız biri yapıyor, siktir olup gidiyorum.

madem benim yazdığım/yazacağım yazıları bedava yazacak dışarda bekleyen bir ordu var, siktir olup gidiyorum.

madem yazdıklarım kimsenin umrunda değil, siktir olup gidiyorum.

madem ortamı bozuyorum, siktir olup gidiyorum.

madem moderatörler bile ücret almazken benim telifi hiç konu etmemem gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem sadece kendi adıma konuşmam isteniyor, siktir olup gidiyorum.

madem herkes gibi bir beklentim olmadan yazmalıyım, siktir olup gidiyorum.

madem "çok ateist orospu siktim" gibi konular hakkında yazmak gerzekçe ve başka yerde bunlardan bahsedemeyeceğim iddia ediliyor, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücretini sözlük'ten değil okurlardan istemem gerek, siktir olup gidiyorum.

madem yazılarım orta malı ve bundan ücret talep edemem, siktir olup gidiyorum.

madem sözlük kişilerden bağımsız kendi varlığını koruyabilen bir organizma, siktir olup gidiyorum.

madem "ssg bunu okuyosan topsun olm" yazısından bile para kazanmak kötü bir şey, siktir olup gidiyorum.

madem hem okuyup yazıp öğrenip sosyalleşip mesaj ve oylama ile anında dönüt almam, hem de çok fazla kişiye ulaşıp bunun manevi tatminini yaşamam telifi önemsizleştiriyor, siktir olup gidiyorum.

madem üyeliğin paralı olmadığına şükretmem gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem kişi başına ayda 100 kuruş bile düşmeyecek bir ücret için ağladığım iddia ediliyor, siktir olup gidiyorum.

madem teliflerin ödenmesine dair bir sistemin olmaması, bundan sonra da olamayacağı anlamına geliyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlükten arkadaş/sevgili edinirken telif ücretini aklıma getirmem amcıkağızlılık, siktir olup gidiyorum.

madem sözlük konseptini "düşünen"in ssg, kodlayanların "ssg, qube, teo, fatalica" olması ve benim de sadece "kullanıcı" olmam telif ödenmemesini çok yerinde bir karar yapıyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlüğün popülerliğinden dolayı, benim sözlüğe ücret ödemeden kullanıcısı olmam şükretmemi gerektiriyor, siktir olup gidiyorum.

madem bunca zaman sözlüğe yazarken telif konusunun lafını etmemiş olmam şimdi de etmememi gerektiriyor, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücreti istemenin, milli piyangodan milyon lira çıkmış adama akraba çıkmaya çalışmaktan hiçbir farkı yok, siktir olup gidiyorum.

madem sözlüğe açılan her davada davalı olarak adımının geçmemesi ve mahkeme masraflarını karşılamamam telif ücreti lafını ağzıma almama engel, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücreti sözlüğün kuruluş temelini sarsacak, siktir olup gidiyorum.

madem entrylerimden kazanılan para sadece ssg'nin emeğinin karşılığı, siktir olup gidiyorum.

madem korsan kitap, film, müzik, oyun ve yazılımları kullanıyor olmam, yazdıklarımın google ve wiki'den arak olması ve bunların da yalan yanlış olmasından dolayı telifle işim olmamalı, siktir olup gidiyorum.

madem entrylerim parasal değeri olmayan işe yaramaz içeriklerden ibaret, siktir olup gidiyorum.

madem her gün sözlüğe giriyor olmam, telif almadan da memnunluğumun devam ettiğini gösteriyor, siktir olup gidiyorum.

madem "çıplak olarak balkona çıkıp holo holo yapmak" gibi bir başlık açana para ödenecek olması telif ücreti ödenmesini komik kılıyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlüğün yazarlığa başlarken bir ücret vaat etmiş olmaması sonradan telif ücreti ödenmesini de engelliyor, siktir olup gidiyorum.

madem yazdıklarımın telifinden bahsederken "önce doğru düzgün türkçe yazmayı öğren, ona göre entry gir, sonra gel otur konuşalım" sözünü dinlemem gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem yazdıklarım bir ego tatmini ve saçma sapan entryler olarak görülüyor, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücreti istemem her şeyi bok edecek, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücreti talep edilmesinin mantıklı bir zemini yok, siktir olup gidiyorum.

madem kendimi gazete yazarından eksik görmemem dayanılamaz bir şey, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücreti talep etmek "sozlugu turkiye'nin en degerli bilgi kaynagi zannedebilecek kadar ucuyor" olmak, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücreti istemek "hobi olarak yaptığın hoşlandığın bir durumdan karşılık beklemek; ailesine iyilik yapıp da bir şey beklemek gibi" görülüyor, siktir olup gidiyorum.

madem kendimi fazla önemsememem gerekir, sözlük için yazarlar gelir ve giderler ama sözlük bakidir, siktir olup gidiyorum.

madem "kafana silah mı dayıyorlar?" deniyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlük bensiz de kendi içinde mutlu, siktir olup gidiyorum.

madem sözlük "eğlence ve paylaşım sitesinden daha fazla bir şey" olarak görmem beni blog ve forum alternatiflerine mecbur kılıyor, siktir olup gidiyorum.

madem yazdıklarım üzerinden dolaylı olarak bir başkasının para kazanması bende sadece "hazımsızlık yaratıyor"; ve "burada yazmamak olmalı" duruşu tek seçeneğim, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücreti isterken sayfa altındaki o küçük satırı kabullenmemem şark kurnazlığı olarak görülüyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlük kendi bünyesi dışındaki tüm yazarların telifine özen gösteriyor ama iş kendi yazarlarının telifine gelince ses çıkarmıyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlüğe karşı bir sorumluluğumun olmaması telif ücreti istememe engel, siktir olup gidiyorum.

madem hangi entry'nin sözlüğe ne kadar para kazandırdığı asla ölçülemeyeceğinden hak talebi yersiz, siktir olup gidiyorum.

madem bu durumu sözlüğe entry yazmadan da eleştirmek kolayca mümkün, siktir olup gidiyorum.

madem onbinlerce kişiye "hangi birinize ne parası" deniyor, siktir olup gidiyorum.

madem ödenecek telifin "gerizekalı başlık açıyorum ilgi çekiyorum" ekolünü azdırıp sözlüğün amına koyacağı düşünülüyor, siktir olup gidiyorum.

madem telif ücreti istemek sadece yağmacı zihniyetin derdi, siktir olup gidiyorum.

madem ahlaki olan tek temel, kisinin kendi üretimi uzerinden "kazanabilmesi" iken bundan ssg ve kanzuk muaf, siktir olup gidiyorum.

madem telif istemek "zarar ediyor olmamı, öyleyse yazmamamı" gerektiriyor, siktir olup gidiyorum.

madem yalnızca çok elit bir kitlenin bu hakka layık olduğu düşünülüyor, siktir olup gidiyorum.

madem kimse "bugüne kadar beleşe yazdıklarımın telifi nerde" deme hakkına sahip değil, siktir olup gidiyorum.

madem yazdıklarıyla ekmek kapısı oluşturmak isteyenlerin kendilerine başka bir platform bulması gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem sözlükte yazar olduğum için kendimi edebi anlamda yazar sanmamam gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem yazdıklarımdan ötürü para alırsam ssg'nin çalışanı olmuş olurum ve okunmayan yazılarımdan dolayı sözlükte yazmamam gerekir, siktir olup gidiyorum.

madem sözlük kendisini sadece kullanılması gereken bir ürün olarak görüyor ve hep öyle görenler tarafından kullanılacak, siktir olup gidiyorum.

madem telif ödenmemesinin temelinde yazılarımın ekşi sözlükte olmasa bir değeri olmayacağı gerçeği yatıyor, siktir olup gidiyorum.

madem yazdıklarım kendi başına bir hiçken burada zerre nispetinde ilgiye alakaya haiz oluyor, siktir olup gidiyorum.

madem başka bir mecrada var olmayı tercih etmememin sebebi bilinçaltımda farkında olduğum yazdıklarımın maddi manevi en değerli halinin bu sözlükte olduğu gerçeğidir, siktir olup gidiyorum.

madem fikir işçisi arısı olarak istediğim şey bu kovanda mümkün değil, siktir olup gidiyorum.

madem sözlükten halihazırda aldığım karşılığı her zaman telif hakkımdan daha değerli kabul etmeliyim, siktir olup gidiyorum.

madem dünyaya dolar penceresinden başka bir açıdan yaklaşamıyor gibi görünen benim, siktir olup gidiyorum.

madem sadece farklı/değerli/nitelikli biri olduğum hissini yaşamak için makbuz almayı istediğim zannediliyor, siktir olup gidiyorum.

madem yazdığım en sikindirik yazıya bile kıymetli olmasa dahi, önemli bir köşe yazarı, cevap vermek ve hatta sataşmak gereğini duyması sırf ekşi sözlük'te yazılmasıdır, siktir olup gidiyorum.

madem zamanında kayıt yaptırmış ayrıcalıklı bir şanslıyım sadece, siktir olup gidiyorum.

madem bana burda olmayı isteten esasen derdimi sözlük camiasına ve hatta dünyaya bir şekilde duyurmak isteği ve bunun yarattığı tatminden ibaret olmalı, siktir olup gidiyorum.

madem ekşi sözlük'te yazdıklarım için hakkımı alamadığımı düşünmem, algıda, bakış açısında bir sorun olduğuna, ve bir tutarlılık sorunu olduğuna delalet, siktir olup gidiyorum.

madem yazarların neye göre telif hakkedeceği büyük bir sorun olacak, siktir olup gidiyorum.

madem telif diye tutturunca bedava girip bedava faydalanıp bedava içerik oluşturduğum siteler arasında en yüksek katma değeri ekşi sözlük'ü tüm web 2.0' ın günah keçisi yapmak oluyor ve beni samimiyetsiz kılıyor, siktir olup gidiyorum.

madem burda olmamın en büyük nedeni sadece bu komüniteden aldığım haz olmalı, siktir olup gidiyorum.

madem "bir kuruş vermiyorum, isteyen istediği yere gidebilir" dendiğinde hiçbir yere gidemeyecek kadar zayıf görülüyorum, siktir olup gidiyorum.

madem sözlüğün sadece kaliteli yazarlarının büyük bir bölümü başka bir sözlükte yazmayı kafasından geçirirse teliflerin ödenmesi düşünülebilir, siktir olup gidiyorum.

madem sadece çok önemsenen, başlı başına bir sanat eseri veya eşi bulunmaz bir metin olan yazılara telif ödenmeli, siktir olup gidiyorum,

madem yazdıklarım tek başına birşey ifade etmiyor ve sözlükten de daha fazlasını beklememem gerekiyor, siktir olup gidiyorum.

madem emeğimden kazanılan paraları ssg ve kanzuk kendine saklıyor, siktir olup gidiyorum.

madem hakkımı sadece helal etmeliyim, siktir olup gidiyorum.

sözlükten siktir olup gidiyorum.
.
.
.
sözlüğün işleyişi ve gidişatı hakkında aldığı kararlarda gelebilecek eleştirilere/itirazlara cevap/hesap verme mecburiyetine girmememek için tartışmalara katılmayan ve bunu, 20 gün önce başlayan telif tartışmasından ancak 11 gün sonra konuyla alakasız başka bir başlıkta o da dediklerinin yanlış anlaşılmasından dolayı "konunun kendisinden bağımsız tartışılmasını daha sağlıklı bulduğu" kılıfıyla açıklayan, ve böylece aslında bu iğrenç statükoyu korumaya devam ederek yazarlarını hiçbir şekilde muhatap almamaya devam eden ssg, benim saygımı haketmiyor.

yazarlar sözlüğe muhtaç değil, sözlük yazarlara muhtaçtır.

"bir yazar olarak" sözlükten siktir olup gidiyorum. kalın sağlıcakla, kim kalıyorsa.

netizen-ekşi sözlük
çirkin olduğu halde sevgili bulabilen erkek

%99 oranında kişiliksiz piçlerdir. 13-14 yaşlarında alarmı alır bunlar. arkadaşları kutu kolayı ezip delicesine futbol oynarken bu yavşak gider kızlarla fütursuzca voleybol oynar. ali, veli, hasan ve ahmet sınıfın en arka köşesinde heyecanlı heyecanlı sikiş muhabbeti yaparken bu gider kızlarla "yeşimcim tavsiyene uydum ve yaşar'ın son kasedini aldım, inanılmazdı saool canım yaa" ekseninde iğrenç diyaloglara imza atar. pazartesi sabahları tören alanının en arkasında süper bir deli yürek ve futbol geyiği dönerken bu sikik en önlerde dawson's creek konuşur etekleri üstten 3 kat kıvırmış kızlarla. "peysi çok kafa ya aynı ben eheh" der. sen de bi kere kafa yok ki mal. "coi'yi beğenmiorm ben yeaa zevkime hitap etmio" onun gülüşüne dahi patlatırken iyiydi ama? göt. orta sonu bu itliklerle bitiren ergen, liseye gelince tüm bu tiksindirici icraatları 2 katına çıkarır. ama beden dersi öncesi kızların sınıftan çıkıp erkeklerin soyunmaya başladığı anda da muhabbetin en etkin kişisi oluverir birden. pantolonu indirir indirmez 28 cm boyundaki pipisini kavrayıp boşluğa doğru ritm dolu ridingler yaparken dikkati o yönde olmayanları da "oo yeaaah fak fak fak" diye çığırarak kendisine bakmaları yönünde uyarır. yani yediği bokların farkındadır ve aklınca bunu telafi ediyordur. bahçede sıraya girer herkes. hoca'nın yoklama işi bitince erkekler futbol topu peşine, kızlarsa voleybol topu peşine gider. bu oğlan önce "ya bugün rahatsızım biraz", "bi kırgınlık var sanki", "hata yaparım falan kızarsınız aman kehkeh" diyerek başına üşüşenleri savar. sonra o elemanlar maça dalınca da gider kızların arasına karışır, gene oynar voleybol. top kendisinde olmadığı vakitlerde topa ani hareket yapan dar body giymiş kızların deli gibi sallanan memelerine odaklanır eve malzeme çıksın diye. kızlarla olan bu muhabbet sayesinde öyle ya da böyle geniş bi çevresi olur bunun. her gördüğüne sevimli ve sempatik bir tavırla "gizemcim, elifçim, dilacım, gülcüm" falan derse normal yani bu. aynı pezevenklikleri lise 2 ve 3'te dersanede de yapar, bunlara fazla girmeyelim götoğlanı seni. sonra üniversiteye falan girer bu. daha ilk ders başlamadan 8-10 kişiyle tanışmıştır bile. bu sırada da suratındaki "ortadirek şaban'ın güçlü rakibi erkan" gülümsemesi başlıca silahıdır. günler geçer, tüm gençlerin gözü açılır. otuzbirden bıkan ama kız ortamında gay gibi takılan bu ikiyüzlü şerefsiz bunca yıl yediği bokların meyvesini alabilmek umuduyla radarlarını sonuna kadar açar. etrafı haliyle üniversitede evrim geçiren kızlarla (#16975438) dolmuştur. bunların arasında, güzelliğini kullanamayıp en sonunda kendine göre rezil sayılabilecek tiplere kapağı atan salaklar ve zaten leş hatun (#16094992) olmanın kaderine boyun eğmiş sokaktan köpek geçse vermeye razı evlerden ırak tipler vardır. çirkin erkek oltasını* sallar. bahtına kim çıkarsa artık. işin rezil yanı; leş olanla da manyak gibi yiyişir, güzel olanla da. midesiz hayvanatın tekidir işte, bir standarta veya ölçüye sahip değildir. bu tipler iş hayatında da patronların götünü yalar mütemadiyen, ama buna başka bir zaman değiniriz. bu allahın belası mahlukatlarla daha fazla zaman harcamak istemiyorum. çükünüz kopsun ipne götverenler.

feramuz-ekşi sözlük
 
Home | About | Link | Link
Simple Proff Blogger Template Created By Herro | Inspiring By Busy Bee Woo Themes