itü sözlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
itü sözlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

itü sözlük pkk sempatizanı ve atatürk düşmanı kaynıyor


itü sözlük son dönemde kürt milliyetçiliği yapan gençlerin buluşma noktası haline gelmişti. özellikle terör kanadı olan ve doğrudan pkk'ya destek veren bazı sol örgütlerin üyesi olduklarını açıklamaktan çekinmeyen yazarlar hep beraber akıl almaz bir sinerji oluşturmuş durumda. pkk sempatizanlığı olağan bir şey. atatürk'ü tiye alan, dalga geçen entryler en beğenilenlere rahatça giriyor.

bu belirgin durumu bir itü sözlük yazarı dile getirmiş ve böyle devam ederse 100-200 tane atatürkçü yazarın sözlüğü bırakıp 200000 entryle birlikte lafmacun.org'a geçeceğini yazmış... bakalım woundrous'un bu konuda tutumu ne olacak. yine eski tas eski hamam milli duyguları hiçe sayıp, türklerle alay eden, terör örgütü odaklı yazılara göz mü yumacak? yoksa, dur mu diyecek?


İtü sözlük pkk sempatizanı ve Atatürk düşmanı kaynıyor...

itü sözlük'te christyan troy, harvey ve aglaures
nickli yazarlar ve kankaları her geçen gün biraz daha pkk terör örgütüne destek çıkıyor ve atatürk düşmanlığına daha da fazla yüz vererek dolaylı yoldan hakaret etmek kaydıyla istedikleri gibi çanak tutuyorlar.

özellikle harvey nickli yazar, pkk terör örgütüne desteğini açık açık dile getirmekte ve bu güne kadar ne kadar da şikayet edilse, hiç alakası olmamasına rağmen itü sözlük admin'i wondrous tarafından bir çeşit korumaya alınmış olduklarından ne bir giri silme, ne de bir çaylak edilme durumuna düşürüldüler.

inanılmaz bir şekil de itü sözlük, kürt milletçileri tarafından ele geçirilmekte ve propaganda olarak sözlük üzerinden istedikleri gibi at oynatmakta. örneğin harvey adlı yazar şunları yazabiliyor;

http://www.itusozluk.com/goster.php?t=@3902202
http://www.itusozluk.com/goster.php?t=@4059627

özellikle 2. giride pkk'nın 1994 de ki pkk politik raporlarından örnekler verir ve abdullah öcalan'a destek verir alanen. bu yazı şikayet edilmesine rağmen silinmedi.

http://www.itusozluk.com/goster.php?t=@4027551

üstteki giride yazara tehtit var ama şikayete rağmen silinmedi. christyan troy adlı yazar, sadece atatürk'e ettiği dolaylı yönden formata uygun diye silinmediği 2 girisinden birini size göstereceğim;

http://www.itusozluk.com/goster.php?t=@4058957

orduya hakaret..

türk övün çalış güven kürt sen de çalış/@4053608

atatürk'e hakaret ama işlem yok..

her sike anayasanın ilk üç maddesi ile koşan hödük/@3154622

anayasaya hakaret ve bölücülük..hiç bir işlem yapmadılar.


atatürkçü yazarlar itü sözlüğü bırakıyor...

ama atatürkçü yazarlar bir bir çaylak ediliyor. bu arada size haber verelim, bu günler de olacak olan bir olay sırf bu itü moderasyonunun çifte standartı yüzünden en az 100 - 200 tane çok ama çok kaliteli yazarlarlar toplu halde lafmacuna geçecekler..

buna ben de dahilim...ama sözlüğün en iyi yazarlarını içinde bulunduran yazarlar bunlar.. moderasyon bu pkk destekçilerine arka çikmaya devam ederse hç bi̇i̇bütün atatürkçü yazarlar siteeden en az 200 bin girisini silip lafmacuna taşıyacaklar. itü sözlük kaynıyor.

bir itü sözlük yazarı

pink floyd floyd yaylalar son dönemde entelektüel geçinen kitlenin "geniş aile" dizisiyle dalga geçmesini iğneleyici bir diyalog ile ele alıp hakettikleri cevabı veriyor...



geniş aile yi seven zeka yoksunu insan müsveddesi

- inanmıyorum, sen?
- ne oldu da?
- geniş aile’yi mi izliyorsun seni gidi zeka yoksunu insan müsveddesi?
- hee, nolmuş.
- senin örselenmiş duygularını içinde kanıksamış olduğun ve bastırılmış hede hödölerinin altında sana empati kuruyorum şu anda duyumsayamıyorum. aman tanrım.
- bu bağlamda şimdi sana varoluşsal açıklamalarla beraber bir sunum yapar bu soylediğin lafları senin bir tarafına bir bilge nezaketinde sokardım ama..neyse.
- ya baksana sen, bu dizide ki surrealizmi bana bi anlatsana hulisi..hem sen … hem..
- şimdi bak, sürrealist açıdan bu dizde ki imgelemi irdeleyip sana anlatmak isterim ama, reklam bitti, dizi başlıyor eşgüdüm kelebeği.hadi sen git bi çay koy da içelim.
- yabancılaşıyoruz biz hulusi.. postmodern bir dünya da sorunsal açıklamalarını yapısalcı bir şekilde anlatamamanı şu anda içinde bulunduğumuz konjonktüre bağlıyorum.
- ahahaha.
- neden güldün hulusi?
- bak zeki kunter'i göstererek-sanal sığır dedi, pırıl da hemen tepki verdi zekaiii, diye
zek de tamam yaa ailen hariç dedi, pırıl da yine zekaiii dedi, zek de tamam yaa sanalı geri aldım dedi, ahahaaa.. (bkz: dumur)
- inanamıyorum sana hulusi. benim çekçe kursum var ona geç kalıyorum.
- çekçe kursunda ne yapacaksın bengüdönüşüm?
- kafka’yı çekçe orijinal dilinde okumak istiyorum, daha bi özümsemek istiyorum. çevirisi iyi olmamış.
- çekçe bilmezken çevirisinin kötü olduğunu nerden anladın yuzeylere aktarımını sevdiğiminin troçkisti seni. seni gidi benim imgelem kelebeğem..
- sen anlamazsın literatür ineğim benim. ordanda bianele uğrıcam..şarap mahsenimizden bir pinot noir çıkartıp, dekante edermisin ben gelmeden düşünüyorsam öyleyse insanımım benim.
- ahahaha: ulan ulvi..
- ah şu senin şu x kromozomun..ahhh.
- ahaaaaaa.. ulan şukufe..sen daha burdamısın? çek git artık kendini dövdürmeden..şu gözlüğümü bir bulsam dövecem seni ama..
- kırbacını almayı unutma!!!

şu ana kadar seyrettiğim kaygısızlar'dan sonraki en komik dizi. bunu da bilesiniz.

pink floyd floyd yaylalar-itü sözlük

ekşi sözlük tacizci kaynıyor...

inanılır gibi değil. Arkadaşlarımız tarafından yapılan ankette çok ilginç sonuçlar elde ettik. Ekşi sözlük, Uludağ, sözlük, itü, sözlük, ihl sözlük, lafmacun.org platformlarında takılan 250 bayan yazar üzerinde yaptığımız araştırmaya göre; ekşi sözlük’te her 3 yazardan 2’si görsel veya mesaj yoluyla taciz edilmiş. Üstelik hafif şeyler de değil.

10. nesil n.g. samimi satırlarıyla olayı şöyle açıklıyor;

“ ekşi sözlük’te her bayan yazar kesinlikle tacize uğramıştır. Bazıları bunu açık açık itiraf edemese de durum ortada. Bakın özellikle son taciz olaylarından sonra, bu tür durumlar iyice arttı. Ug tek ile başlayan baskı psikolojisi bizleri sindiriyor.

Şu aşamada ben tacize uğruyorum diyebilecek cesareti kimse kendinde bulamıyor. Herkes sindirilmekten, alaya alınmaktan korkuyor. Her türlü taciz olağan hale geldi. Mecburen sineye çekiyoruz. İtiraz etme hakkımız yok çünkü. Ekşi sözlük’te yazar olmak isteyen arkadaşlar lütfen yaşanacak tüm tacizleri göze alıp öyle gelsin.

Seks pozisyonlarına, penis şekillerine yorum yazanları bir kenara bırakıyorum –onlar zaten taciz edilmek için geliyorlar da- Cinsellik içersin veya içermesin. Bayan olduğunuzu anlayınca simsarlar harekete geçiyor. İster istmez kendinize soruyorsunuz ben tüm bunları hak edecek ne yaptım diye”

Araştırmada ayrıca lafmacun.org üst sıralarda kendine yer buluyor. Cinsel içerikli başlıkların sıkça gözlemlendiği bir gerçek fakat olayın taciz boyutu tüm bunların üzerine çıkıyor. Tacize uğrayan yazarların %86’sı olayı görmezden gelmiş.

Alınan sonuçlara göre,yönetici tacizinin en çok yaşandığı yer de, %12 ile lafmacun.org, ekşi sözlük ve itü sözlük %10 ile lafmacun.org’u takip ediyor. İhl sözlük %2 ile sonlarda yer alırken, Uludağ sözlükte, "yönetici tarafından taciz edildim." diyen yok.


En çok tacizin yaşandığı sözlükler sıralaması şöyle oluşuyor;

1_ekşi sözlük_%68

2_lafmacun.org_%60

3_itü sözlük_%56

4_uludağ sözlük_% 44

5_ihl sözlük_36

İtü sözlük’te takılan bayan yazarların % 22’si taciz edilmek için yazdığını açıkça itiraf etmekten çekinmemiş… tacizden en çok korkan sözlük ise ihl... “Görsel, fiziksel, mesaj yoluyla tacize uğrarsanız ne yapardınız?" sorusuna, ihl yazarlarının %72’si “sözlüğü bırakırdım” şeklinde cevap veriyor.

Zirvelerde en çok taciz ekşi sözlük’te yaşanırken, Uludağ sözlük hemen arkasından geliyor. İtü sözlük’te ise zirvelerde kız kıza taciz olayının %24 ile ifade edilmesi çok çarpıcı bir istatistik.


jesus navas-sozlukmagazine.blogspot.com
kürt açılımına destek vermeyen vatan haini

nedir yahu bu kürtlerin yıllardır yaşadığı haksızlıklar... offff yani kaç gecedir bi türlü uyku tutmuyor gözümü... sağa döndürüyorum, sola döndürüyorum, olmadı kendi haline bırakıyorum, ama yine de onların uğradığı haksızlıkları düşünmekten kendimi alamıyorum. aynı cümledeki iki "kendi" farklı şeylere işaret ediyor. neyse...

soruyorum size, neden hep kötü şeyler kürtlerin başına geliyor? neden... neden... neden... neden ege'de akdeniz'de karadeniz'de marmara'da bi tek fakir yokken, doğu'daki kardeşlerimizin hepsi aç, çaresiz, sefil bi halde...

bakın, bu kürt açılımı çok önemli. mutlaka açılmalı. bi şeyler değişmeli. mesela biz bu seneye kadar kim kürt kim değil bilmiyorduk. herkes öylesine "türküm" diyordu. öylesine derken, türkiye'de yaşadığıma göre türküz diyorduk. meğer öyle değilmiş. bunu öğrendik.

mesela benim en yakın arkadaşlarımdan biri kürt olduğunu yeni öğrendi. adam sürekli bi şey istiyor artık. geçen gün batakta kaybetti, kürtüm diye böyle oluyor di mi, bana haksızlık yapıyorsunuz diyerek sinirlenip çıktı. artık etrafta herkese şüpheyle yaklaşır olduk. kim kürt kim değil bilemiyoruz. eskiden okulda filan da böyle bi mevzu yoktu. eee yaşadığımız yerin adı türkiyeyse biz de türküz diyorduk. kandırıldık.

geçen gün bi ingiliz nerelesin dedi bana, "türkish" diyecekken, arkadaşım uyardı, türküm deme oğlum faşist misin lan sen, "i'm from turkey" de dedi. ben de öyle dedim. ama adam uzattı, o zaman "you're turkish" dedi. biz uzatmadık, bi duyan olur da bişey olur diye "calm dawn dude" diyip dağıldık. hollanda'da yaşayan hollandalı, isveç'te yaşayan isveçli, bizimki öyle değil işte, ingiltereli almanyalı gibi bişeyiz biz sanırım.

neyse, sonuçta bu kürt açılımının geldiği iyi oldu. öğrenmiş olduk neyin ne olduğunu. açık konuşuyorum bu durumu desteklemeyen türkiyelinin ben vatan haini olduğunu düşünüyorum.

adamlar istiklal marşını ıslıklıyorlarmış, prozodi hatasındandır, çok duraklama, es var ya, kürtler sanatçı bi millet, hemen hissediyor böyle şeyleri, niye art niyet arıyorsunuz ki... kaldı ki istiklal marşının bestesi yarışmasında ikinci ve üçüncü olan insanlar kürtmüş, bu kürtlerin orada da hakkı yenmiş. o yüzden tarih boyu ısınamamışlar bi türlü marşa. zeki güngör kazanmış ama nasıl kazanmış? bi araştırın yahu. bence kürtler içinde bi marş bestelenmeli ve istiklal marşından hemen sonra okunmalı. yok ya o zaman da haksızlık olur, mesela okulda mı çalınacak istiklal marşı, bi gün ilk olarak istiklal marşı çalar, ertesi gün kürtlerin marşı, sırayla gider, maçlarda, törenlerde filan da, haksızlık olmasın.


sonra, süper lig'deki her takıma 4 artı 2 kürt olayı getirilmeli. nice yetenekli kürt futbolcusu haksızlığa uğrayıp türkler yüzünden forma giyemiyor. bence her takımın ilk 11'inde 4 kürt olmalı, 2 de kulübede, eee başlangış için yeterli herhalde.

aslında açılım adına daha çok fikir var ama uzatmak istemiyorum. kişisel olarak bazı araştırmalar yapmam gerek. taa çocukluktan beri arkadaş olduğum cengiz'in kürt olduğunu yeni öğrendim, sonra bizim mahalllenin bakkalı da kürtmüş, kürt bi sevgilim olmuş haberim olmamış, aman allahım ya, neyse hepsini teker teker öğrenip ona göre bi açılım geliştirmem lazım. paslaşırız.

kayser sozer-itü sözlük
üniversiteye gelen bakanı protesto eden ahmak

her ne kadar çok daha ağırlarını hak etse de “ahmak” sıfatını tercih etmemdeki sebep, hem daha yumuşağını bulamadım hem de toplum olarak sağduyuya ihtiyaç olunan bir dönemde olduğumuzdan duyarlı olmak istedim.

devlet bakanı ve başbakan yardımcı cemil çiçek’in ankara üniversitesi’nde uğradığı hakarete izlediniz mi?

ne düşünüyorsunuz peki?

adını sanını bırakın bi tarafa bu ülkenin devlet bakanı-başbakan yardımcısı konuşmak için bir üniversite gidiyor. konuşmaya başlamadan bir öğrenci ayağa kalkıp “ben burada sayın başbakan yardımcısı konuşmadan önce bir şeyler söylemek istiyorum” diyerek “bu ülkede elektriğe, suya, her türlü tüketim maddesine… bik bik” bir şeyler daha söylüyor. tamam, buraya kadar bir şey yok. protesto. en doğal hakkı falan filan… peki ya sonrası?


cemil çiçek sükunetle konuşulanları dinliyor, bitene kadar bekliyor ve “''çok teşekkür ediyorum bu alkışlar demokrasi adınaysa, siz hakkınızı kullandınız, müsaade ederseniz ben de konuşma hakkımı kullanayım'' diyerek söze başlamak istiyor, ama başlayamıyor.

sadece bu örnek bile solculuğun ve solcuların nasıl bi yapıda olduğunu göstermeye yetiyor. fazlasına gerek yok. demokrasi, insan hakları, v.s diye ne kadar klişe varsa hepsini zırvalayan bu adamlar, bu ülkenin devlet bakanını-başbakan yardımsını diledikleri gibi protesto edebiliyor, bu hak onlara veriliyor, fakat kendileri protesto ettikleri kişiyi dinlenme nezaketi bile gösteremiyor.

solculuğun özeti bu işte… dengesiz bi öfke, tahammülsüzlük, saygısızlık, her şeyi ben bilirim tavrı…

ilk protestocu ayağa kalkıp konuştuktan sonra ne oluyor biliyor musunuz? cemil çiçek konuşamadan başka biri kalkıyor, sonra başka biri, sonra başkası… ve anlıyorsunuz ki, amaçları fikirlerini söylemek filan değil, kendi şovlarını yapmak… akşam devrimci arkadaşlarına “bak bakanı nasıl azarladım” diyebilmek.

düşünebiliyor musunuz, tek amacı “var ya bi ayağa kalktım, bi konuştum, bizim tayfa da devam ettirdi sonra, bakanın yüzünü görecektin mosmor oldu” diyebilmeyi marifet sayan adamlar, halkın hakkını savunduğuna iddia ederek halkın peşlerinden gelmesini bekliyor. hangi adamlar? bu adamlar? iki lafı bi araya getiremeyen tavuk hırsızları.

devlet bakanı ve başbakan yardımcısına başka ne dediler peki? “sen buraya ne yüzle geliyorsun. utanmıyor musun buraya gelmeye. git bilmem kimin yanına v.s” bi isim söylediler ama hatırlamıyorum, var bu adamlarda bir sürü isim, sürekli onların hesaplarını soruyorlar… neyse…

beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz, bu ülkede demokrasi varsa ve o demokrasi cemil çiçek’i devlet bakanı ve başbakan olarak karşımıza çıkarıyorsa, o ağzınızdan sürekli düşmeyen “demokrasi” kavramını ağzınıza atıp yutkunacaksınız. orada “senli benli” konuşup kovduğunuz insan cemil çiçek değil, türkiye cumhuriyetinin bakanı ve başbakanı… ama tabii sizin için bu sıfatların bi manası yok. türkiye cumhuriyeti dediğin nedir ki değil mi? başındakileri sizin kadar zeki olmayan halkın seçtiği bir ülke...

heyyyy akıllı, zeka küpü solcular; neyi başarabildiğiniz peki bu hayatta? elinizdekileri göstersenize bize? neyi becerebildiğiniz bugüne kadar? hiç bi şeyden anlamayan, salak, cahil, odunun teki olan samim amca hiç değilse evine ekmek götürebiliyor. sizin ise leş kokan kıyafetiniz ve yağlı saçlarınızla herkese ve her şeye bela okumak dışında bi kabiliyetiniz yok. heee bi de sizin üniversitenize, evinize gelen allah’ın misafirine hakaret etmeyi, kovmayı da iyi biliyorsunuz, ki bu da herhalde sadece solculara özgü bi şey.

ele avuca sığmayan bu ülkenin geleceğini kurtaracak solcular, hadi bakalım, sırada yıkıp dökülecek çok dükkan, aşağılanacak çok bakan var, durmak yok yoldaşlarım…

kayser sozer-itü sözlük


hayvan besleyen cinsel tatminden yoksun insandır

ya şöyle etrafınıza bir bakın allahınızı severseniz. hayvan gezdiren kızlara, teyzelere, erkek müsveddelerine bir bakın...

suratlarından tatminsizlik akıyor. bir yanları hep eksik.

teyzeler, genellikle hayat arkadaşları tarafından terk edilmiş durumda. yalnızlar. ellerinde alüminyum bir tas. içinde ya su ya da süt vardır. kapının önüne korlar. ekmek kırıntıları ya da gazete kağıdı üzerine serilmiş sulu yemek çeşitleri. türlü olur, kabak olur, ayşe kadın...

kızlar, genellikle süslü, dar kotlu ya da mini etekli, yüzleri makyajdan deforme olacak boyutta. ya kucaklarında kedi ya da irili ufaklı köpek cinsleri. sahil sahil gezdirirler.

hele o ibne ruhlu oğlanlar, ya çok kısa ya da çok uzun saçlıdırlar. bağırları açık, dövmelidirler. boylarından büyük köpek taşırlar yanlarında. ha bide çok çirkin olur yavşaklar.

şimdi tüm bu türleri gözlerinizin önüne getirdiniz mi? insan niye, kendisine vakit ayırmak, kendisini mutlu etmek, kendisini tatmin etmek varken iti veya köpeği tatmin etmeye çalışsın. yedirsin, içirsin, gezdirsin, doktora götürsün, kaybolunca zırlayıp arasın, ölünce kahrolup göz yaşlarına boğulsun anıt mezar yaptırsın.

sebebi çok basit. tatmin olamama veya tatmin edememe durumu. yani cinsel açıdan ihtiyaçlarının karşılanamaması ve ya ihtiyacı olanların ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip olamamasıdır.

yukarıda çizdiğim resmi hatırlayın. teyzeler, yalnız veya çok yaşlı bir erkeğe sahip, partneriyle sevişmeyeli yıllar olmuş, özlemle bakıyor geriye. kızlar, güzel ve bakımlı ama aradıkları cinsel birleşmeyi tatmin olma durumunu yaşayamıyorlar, beklentileri karşılanamıyor, arzularına ulaşamıyorlar. erkekleri siktir et, en gıcık olduğum insan tipi bu cibiliyetsizler. onlar iki taraflı eziklik içindeler, - başka bir açıklaması yok, yoksa sağlıklı bir erkek bunu yapmaz- ne tatmin edebiliyorlar ne de edebiliyorlar, - erkek dediğin ya edecek ya edecek - toptan başarısızlık.

eee sekste umduğunu bulamayan insan çareyi itte, kedide, kurtta kuşta arar. bi de bunların kendini parmaklatanları var. allah sizi ıslah etsin...

mutsuz-itü sözlük






kadınlar aşık değil film kahramanı olmak istiyor

sizden hoşlandığını düşündüğünüz bir kız mı var?

acaba sevgili olabilir miyiz durumunda mısınız?

yoksa bir sevgiliniz mi var?

ve dahası onun sizi sevdiğini, aşık olduğunu, neyse artık kuvvetli bir şekilde bağlandığını mı sanıyorsunuz?

üzülerek söylemeliyim ki, yanılıyorsunuz. sizi beğeniyor, ama sevmiyor. bu nasıl oluyor demeyin, oluyor. beğendiği bir karakteri hatırlatıyorsunuz ona. birisiyle özdeşleştiriyor sizi. onun yerine geçiyorsunuz. aslında sizi beğenmiyor yani, karşılık geldiğiniz şeyi beğeniyor. siz sadece araçsınız. bunun birazını siz sağlıyorsunuz, o karakter olmayı yani, çoğunu ise o tamamlıyor, sizin o olduğunuza kendini inandırmak için bir hayli uğraşıyor. eğip büküp düzeltiyor sizi, ekliyor çıkartıyor aradığı hayali bulana dek.

geçen gün bi arkadaşla sinemaya gittik. the ugly truth. çıktıktan sonra, hemen değil tabii, böyle bi sohbetin geçebileceği tatlı bi durumda, filmdeki adamın bana, kadının ise ona benzediğini söyledi, ben de hak verdim. tabii ki bu kadar basit ve sığ olmadı sohbet, sarkastik ve espriliydi. neyse konu bu değil…filmdeki adama ya da kadına benziyor olmamız da değil, konu şu, kadınlar sahip oldukları “aşk” dışında ne varsa, o hariç her türlü “aşk”ı yaşayabiliyorlar hayatlarına soktukları erkekle.

kimisi annesinin aşkını yaşamaya çalışıyor. kimisi az önce izlediği bi diziden etkilenip oradaki gibi bi aşk istiyor. kimisi behlül’ünü arıyor kimisi derek’ini. kimisi az önce dinlediği şarkıdan etkilenmiş “gelme istemezsen yorgun düştü yüreğim sana kırgın” diyor sevgilisine.

siz sevgilinizle konuşurken, öpüşürken ya da hiçbir şey yapmadan sadece anı paylaşırken, o, farkında olarak ya da olmayarak, kendi yarattığı bir hayalle kendi aşkını yaşıyor. tek taraflı bir şey oluyor yani bu. elbette göremiyorsunuz, anlayamıyorsunuz olan biteni. o da habersiz aslında. o kadar inandırıcı bir aşk bu.

kadınlar aşık olmak değil, bir filmin kahramanı olmak istiyor. filmlerdeki gibi bir aşk yaşamak istiyor. filmlerdeki gibi bir erkek istiyor. ama tüm bunları isterken bile, yani hastalıklı bir durum söz konusu olduğunda bile, o hastalıklı durumun bile hakkını veremiyorlar. dengesizlikleri, tutarsızlıkları, bir filmin kahramanı olarak gördükleri erkek seçiminin bile sabit kalmasını engelliyor.

grey s anatomy’deki derek tam ideal erkek gibi? ya aynı dizideki hunt nasıl? hani şu christina’ya aşık olduğunu açıkça söyleyen, yanında ağlayan? derek ne yapmıştı peki? meredith’in önünde iki kez diz çöküp evlenme teklif etmesine rağmen reddedilmişti. ama uğraştı didinde sonunda meredth’i tavlamayı başardı. v.s.. v..s… örnekleri, dizileri çoğaltmak mümkün…

anlatmak istediğim şu, sevdiğiniz kadın hem kendisinin hem sizin bir film kahramanı olmanızı istese bile, aşkı film kahramanlığına dönüştürse bile, bunun da hakkını veremez. siz derek ya da hunt gibi davransanız, ya da bırakın yabancı karakterleri, bir türk karakteri gibi aşkınızı haykırıp onsuz olamayacağını söyleseniz size deli gibi aşık olur mu? tabii ki hayır…

kadınlar, aşık olmayı değil de bir film kahramanı olmayı istediklerinde bile bunun devamını getiremezler. yaratılışlarından gelen bir özelliktir bu. kendi hayallerini bile beğenmezler. yarattıkları hayaller bile değişkendir.

tekrar ve tekrar söylüyorum, onlar tarafından beğenilmek istiyorsanız, onlar gibi olacaksınız. kendilerine benzeyeni ve kendilerini mahvetmeye yakın olanı tercih ediyorlar. bir kadının aşk’ı memnu seyrettikten sonraki haliyle sabah uyandığındaki haline, size olan davranışına şaşırmayın. kadınların duyguları, gelgitleri anlıktır. sizin yapmanın gereken tek şey, onların hangi ruh haline hangi kimliklere girdiklerini anlayıp ona göre davranmak. onlar gibi tek bi an bile sabit kalmamak. 15 saniye önce kolunuzun altına girmek isteyen kadın, şu anda sizden iğreniyor olabilir, bunu ondan önce hissetmeniz gerek. yapabilir misiniz?

kayser sozer-itü sözlük




itü sözlük ün içler acısı hali ve zavallı yazarlar

Kayser Sozer itü sözlük yazarlarını aşağılamaya tam gaz devam ediyor... işte yeni bombası... İşin enteresan yanı da bir allahın kulu da ağzını açıp bu adama gık diyemiyor....

Gitti geldi, gelmedi, küstü, kaptı kaçtı derken yine bir yerlerden kafasını çıkardı... Diazepam, alkolik2000, woundrous u aşağılamakla kalmayıp bu yazarları okuyup girilerini favori seçenleri de bir güzel haşladı...




itü sözlük ün içler acısı hali ve zavallı yazarlar

vallahi çok üzülüyorum. o kadar emekle bi yerlere getirdiğim sözlüğün bu durumu karşısındaki düşüncelerimi inanın sözlerle ifade etmek çok zor. aylar sonra geliyorum, gördüğüm manzara;

en favori yazarlara bakıyorum mesela, alkolik 2000, diazepam ve wondrous var.

yazarlardaki zevksizliğe bakar mısınız?

en favori yazarın kaç yazısı var bilmiyorum ama, bi tanesini okusanız kafi, hepsi aynı. diazepam adnandan behlülden dökülen yapraklardan dergi sahipliğine terfi etmiş. onun da artık bi dergisi var. derginin içeriği daha da enteresan. sağdan soldan topladığı dandik haberler yetmezmiş gibi, bi de sözlükte bile okunmayan, yeteneksiz, beceriksiz yazarları burada yazdırıyor, onlarla röportaj yapıyor. yahu bunların söyleyecek bi şeyleri olsa burada söylerler, düşünürler. vallahi yazık. değil dergiyi okumak, adı bile insanın ruhunu sıkmaya yetiyor, funzin he, çok sanatsal, merak uyandırıcı. hay allahım ya.

wondrous, sözlük admini ise san marino, liechtenstein'da filan takılıyor. düşünün yaşadığı ruh halini. bunalımı. o kadar ülke varken, adam gitmiş san marino'daki 800 metrelik tepeden, kurşunsuz benzin fiyatından, lienchenstein'da vatandaş olmak için 30 yıl ikamet etmekten, ülkeyi ayıran nehirlerden, ve ilginçtir ki yine bi tepedeki prens şatosundan söz ediyor, herhalde tepeler, prensler ve şatolar özellikle ilgisini çekiyor. oldu canım, lienchenstein vatandaşı olmak istersek, ki adını bile yazarken sıkılıyorum, bunun çok meşakatli bi iş olduğunu, uzun sürdüğünü, mesela milli takımında oynamak istiyorsak doğar doğmaz başvuru yapmamız gerektiğini, sonra vatandaşlık hakkını halkın oyladığını, ama en son kararı prensin verdiğini bilecek, aaaa yine prens, neyse ya da ne bileyim yakınından geçerken, nasılsa pasaport sormuyormuş diye san marino'yu uğramak istersek, seni hatırlayacağız.

dediğim gibi sözlükte yine kaos ortamı hakim. tabii ki bunda en büyük kabahat yazarlarda. onların beğeni, zevk anlayışında. favorilerine ekledikleri yazılar sıradan. yazarları yetenekli değil çünkü. eee kitle sıradan olunca haliyle ekledikleri yazılar da sözlük de sıradan oluyor. kendilerine benziyor. her şey sıradan. offf çok sıkıldım.

neyse... bu sözlükte ab grubuna hitap eden elit bi yazar olduğu bilinsin. unutmayın, kayser sozer'in olduğu her yerde en az bir yazar vardır, hatta sadece bir yazar vardır.


Kayser Sozer-İtü sözlük

christian troy resmen author'un üzerine oynuyor...


ekşi sözlük te gözden düşüp itü de ego fullemek

birçok kabzımal ekşi sözlük yazarının yaptığı eylem. bakıyorlar ki sikko yazılar yazıp kendilerini tekrar ediyorlar, hemen itü sözlük' e gelip "ulan ibneler, ben ekşi sözlük'teki x'im, akıllı olun" şeklinde iki giri döşeyip uzaklaşıyorlar ortamdan. bizim ekşi meraklısı süs köpekleri de dolanıyor bu adamların peşinde "yalarım abi hastanım" diye. yakın zamanda yazarlığı bırakıp ağlak bir şekilde veda etmelere ya da 1 aylığına hesap kilitleyip olay çıkarmalara kadar düşmelerini bekliyorum.

Christian Troy-İtü Sözlük
kay-ser-so-zer itü sözlüğü yine sarmaladı kucakladı... büyük çoğunluğu sol görüşlü itü sözlük yazar komünitesine öyle bir tokat atı ki tüm türkiye'de yankılandı...



solculuğun kırıp döküp yıkmaktan ibaret olması

becerebildikleri başka bir şey yok çünkü... en son örnek 6 ekim taksim olayları… orada olduğumdan rahatlıkla söyleyebilirim ki, her zamanki tipik solcu davranışları. ister vandalizm diyin ister şiddetle -şiddet de denmez aslında, çünkü şiddet her şeye rağmen samimi bir duygudur-ilişkilendirebileceğiniz başta bir tanım getirin, solcuların, ki bu solcu tanımı da açılıp değişebilir, bildikleri tek şey, bozmak, yıkmak, ortadan kaldırmak.

her fırsatta kapitalizmden nefret ettiklerini söyleyip biraz para bulunca en azılı kapitalist olanlar kimler?

siz hiç işi gücü olan bir solcu gördünüz mü?

sol denilince ne geliyor aklınıza?

yıkmak. kırmak. bozmak.

yeniliğe kapalıdır. her yeni şeyi bir tehdit olarak görürler. başta vatanın satılması olmak üzere her türlü paranoya bunlara aittir. kendilerine yarar sağlamayan her şeyin arkasında bir şey görürler. bu bazen amerika, israil gibi ülkeler olur, bazen de ülkenin iç gündemine göre değişen lokal mevzular. çoğu zaman şeriat gelir, kimi zaman birileri ayaklanır, v.s, ve hepsinin de sorumlusu kapitalizmdir. bi de bunların laiklik takıntılı olanları var ki, o apayrı bi mevzu. neyse sonuçta bunlar bi fikir üretemez, sadece en iyi yaptıkları şeyi, yıkmayı, dağıtmayı, eleştirmeyi bilirler.

solcu diyorum, çünkü sıradan bir halk için, yani sıradan derken az önce dükkanı harap olan biri mesela, onun için solcu, anarşist, komünist, sosyalist, hepsi aynı anlamlara karşılık gelir. birisi biraz daha uçtur, diğeri biraz daha şeydir, öbürü çok az daha meydir, sonuçta solcu ya da anarşist, hepsinin de ortak noktası “düzen değiştirmek”tir. bunu da kocaman kocaman laflarla söylerler. artık bıçak kemiğe dayanmıştır filan şeklinde.

hangi düzeni değiştirmeye çalışırlar peki? kendilerinin kazanamadığı düzeni. düzenin önemi yoktur yani, önemli olan onların kazanıp kazanamamasıdır. eğer onların kazanamadığı, kaybedenler olduğu bir düzen varsa ortada, bu mutlaka yanlıştır, çünkü doğru olsaydı mutlaka kendileri kazanırlardı.

6 ekim’de taksim’de de benzer şeyler yaşandı. imf’yi protesto ettikleri iddiasıyla bir grup insan taksim’de yine çevreye zarar verdi. sorsanız, neyi neden protesto ettiklerinden bile bilemeyecek olan insanlar, kendilerine büyük büyük sıfatlar yükleyerek evlerine döndüler. aslında onların protesto ettikleri imf filan değil, hayat, onlara bakmayan kız, olmayan iş, tip, para, ne yoksa artık. övündükleri tek şey de bundan ibaret işte. onlar gibi olan kim varsa sağda solda “bak biz geçen hafta şunu yaptık. sesimizi duyuracağız. yolumuzdan asla dönmek yok. bir takım zorluklar çekiyoruz ama değiyor. her şey devrim için” şeklinde ucuz, sıkıcı, içi boş konuşmalar yapmak. birbirilerini övmek.

taksim’dekiler, hadi devam, yıkın, dağıtın, fırsat bulursanız dükkan da yağmalayın. sizler bu ülkenin, hatta dünyanın geleceğisiniz. düzen değiştireceksiniz. size karşı orantısız güç kullanan polisler, ağlayıp sızlayan salak esnaflar, yoldan geçen sevgililer, çocuklar, analar, babalar… bunlar şimdi size kızabilir, durmayın ama, asla yolunuzdan dönmeyin, asıl onların yarınları için savaşıyorsunuz siz. polislerle bir araya gelip kalkanları copları ortaya koyarak paydaları eşitleyin, orantıyı sağlayın, bölüştürüp kapışın, sizin kadar akıllı olmayan esnaflara gidip “amca sen dur anlamazsın biz okumuş bilgileri insanlarız” diyip ideolojinizi öğretin, genç sevgilileri durdurup erkek olanına “ulan biz burada sizin, çocuklarınızın geleceği için savaşıyoruz, sen bilmem ne uğruna buralarda sürtüyorsun” diyip ayar verin, dikkat edin sevgilisi duymasın ama, gerçi siz böyle konularda çok hassassınız.

evet, taksim’dekiler, bu daha başlangıç. hız kesmeyin. taksim’in girişindeki burger king’ten sınırsızca steakhouse burger yiyebileceğiniz, starbucks’ta bardağınızın üstüne isminizi güvenle, ben de sizin bi parçanızım, kendimi burada rahat hissediyorum şeklinde bağırabileceğiniz zamanlar gelene kadar devam. cebiniz biraz para görene dek boş zamanlarınızı değerlendirin işte.

olayın en tuhaf yanı ise, bu devrimciler, solcular, adları neyse artık, halk için peşinde koştukları devrimin, halkta karşılığı...

eyyyy taksim göstericileri, eczanesini, restoranını, kitapçısını harabeye çevirdiğiniz esnafa anlatsanıza devriminizi. yanına gitsenize. nasıl bir devrim ki bu, arkasında bırakın halk olmayı, halka karşı, diyorum ya, bunlar yaptıklarını ancak kendilerini anlatabilirler. şimdilik tek yaşama sebebleri de bu zaten.


kayser sozer-itü sözlük

 
Home | About | Link | Link
Simple Proff Blogger Template Created By Herro | Inspiring By Busy Bee Woo Themes